GTAY REHBERİ

Geleceğin Tahkim Avukatı Yarışması’nda Yarışmacının Hazırlığı ve Tutumu Üzerine Özet Bir Rehber

Kuralların ve olay metninin okunması, takım çalışması, dilekçe yazımı, sözlü duruşmaya hazırlık ve arabuluculuk aşamasına mesleki dürüstlükle yaklaşma hakkında uygulamaya dönük bir rehber.

Giriş

Tahkimin ticari uyuşmazlıkların çözümünde giderek daha sık tercih edilmesi, tahkim yargılamasında tarafları etkin şekilde temsil edebilecek hukukçulara duyulan ihtiyacı da artırmaktadır. Bununla beraber, uygulamada avukatların tahkim şartına yer vermekten kaçınmalarının en yaygın gerekçesinin, tahkim tecrübesinin bulunmamasından kaynaklanan tereddüt olduğu ifade edilmektedir. Bu tecrübenin henüz hukuk fakültesindeyken kazanılmasına imkân tanıyan en önemli araçlardan bir tanesi kurgusal dava yarışmalarıdır. Türkiye’de bu alandaki en önemli örneklerden bir tanesi ise İstanbul Tahkim Merkezi (“ISTAC”) bünyesindeki Genç ISTAC tarafından 2017 yılından bu yana düzenlenen ve öğrencilerin tahkim davalarında yarışmasına imkân tanıyan Geleceğin Tahkim Avukatı Yarışması’dır (“GTAY”). Türkçe yürütülen, usule ISTAC kurallarının ve esasa Türk hukukunun uygulandığı ve 2021 yılından itibaren arabuluculuk ve tahkim aşamalarından oluşan yarışmada ilk yıl kırk iki takım yarışmış, 2025 yılında ise tahkim aşamasına yüz üç takım katılmıştır.

Türkçe literatürde tahkim yarışmalarının hukuk fakültesi öğrencilerine sağladığı kazanımlar ele alınmış olmakla beraber, bu yarışmaya katılan bir öğrencinin yarışmanın farklı aşamalarında nasıl davranması gerektiği henüz müstakil olarak incelenmemiştir. Çalışmamızın amacı, bu soruyu yarışmacının bakış açısından cevaplamaktır. Bu amaçla yarışmanın onuncu yılına ait tahkim ve arabuluculuk aşaması kuralları ile hakem rehberi, kurgusal dava ve tahkim savunuculuğu literatürü ve Türk tahkim hukuku esas alınmıştır. Yarışmacılara yönelik tavsiyelerin önemli bir kısmı ise milletlerarası kurgusal tahkim yarışmalarında koç, yarışmacı ve hakem olarak yer almış uygulamacıların bir webinar serisinde paylaştığı tecrübeleri derleyen Ahuja ve Bhojwani’nin çalışmasına dayanmaktadır.

Bu çerçevede çalışmamızda sırasıyla yarışmaya başlamadan önce yapılması gerekenler, takım içinde çalışma ve zaman yönetimi, dilekçelerin yazımı, sözlü duruşma ve arabuluculuk aşaması ele alınacak, en son olarak ise ulaştığımız sonuçlar ortaya konulacaktır. Yarışma kurallarına ilişkin açıklamalarımız, aksi belirtilmedikçe 2025-2026 döneminde düzenlenen onuncu yarışmanın kurallarına dayanmaktadır.

I. Yarışmaya Başlamadan Önce Kuralların ve Olay Metninin Okunması

Çalışmamızın bu başlığında, yarışmacının dilekçe yazımına geçmeden önce yarışma kurallarını ve olay metnini nasıl okuması gerektiğini ele alacağız. Yarışmacının ilk görevi yarışma kurallarını ve olay metnini dikkatle okumaktır. Zira kurallar yıldan yıla değişebilmekte ve değişiklikleri takip etme yükümlülüğü takımlara ait bulunmaktadır. Bu çerçevede yarışmacı, dilekçelerin metin kısmının yirmi sayfayı aşamayacağını ve usulî zaman çizelgesindeki tarihlerde en geç saat 23.59’a kadar teslim edilmeyen dilekçenin takımın yarışmadan çıkarılmasına yol açacağını; duruşmalarda her takımdan yalnızca iki üyenin konuşabileceğini, her takıma hakem sorularına verilen cevaplar dâhil yirmi dakika tanındığını ve her iki takımın da söz almasından sonra toplamda iki dakikayı aşmayan bir karşı cevap imkânı bulunduğunu baştan bilmelidir.

Puanlama ölçütleri de yarışmacı için bir yol haritası işlevi görmektedir. Öyle ki dilekçeler, ileri sürülebilecek iddia ve savlara yer verilmesi, plan, dil ve sayfa düzenine ilişkin kurallara uygunluk, maddi vakıalara dayanma, hukuki gerekçeler ve ikna edicilik bakımından beşer puanla; konuşmacılar ise elli puanın otuzunun dil kullanma ve sunum becerisi, ikna becerisi ve hakem sorularına verilen cevaplara ayrıldığı yedi ölçüte göre değerlendirilmektedir. Önceki yarışmaya ait hakem rehberinin incelenmesi de olay metinlerinin nasıl kurgulandığını ve hakemlerin hangi hususlara odaklanmasının beklendiğini göstermesi bakımından yararlı olacaktır. Zira bu rehber olay özetini ve hakemlerden tartışılması beklenen hususları içermekte, bununla beraber takımların rehberde yer almayan argümanlara dayanmasına engel teşkil etmemektedir.

Olay metninin okunması, hazırlık sürecinin ilk ve belki de en çok ihmal edilen aşamasıdır. Yarışmacı olay metnini yarışmanın başında üç kez okumalı; ikinci okumada kilit meselelere ilişkin olguları işaretlemeli, üçüncü okumada ise ayrıntılara takılmaksızın ana meselelere ve büyük resme odaklanmalıdır. Olgulara yeterince hâkim olunmadan dilekçe yazımına başlanması en yaygın ve en zararlı hata olduğundan, yarışmacı olguları neredeyse ezberleyecek ölçüde içselleştirmeden araştırmaya geçmemeli; olay metnindeki ekler ve olgular her zaman kronolojik sırayla sunulmadığından ise ayrıntılı bir olaylar kronolojisi hazırlamalıdır. Bu kronoloji aynı zamanda bir delil envanteri işlevi görmelidir; zira yarışmada yalnızca olay metninde verilen belge ve bilgiler ispat aracı olarak kullanılabilmekte ve yeni bir maddi vakıa veya delil yaratılamamaktadır. Yarışmacı, hakem heyetinin tartışılacak hususları belirlediği toplantı tutanağına da özel bir dikkat göstermelidir; öyle ki onuncu yarışmada bu tutanak, tahkim anlaşmasının geçerliliğinden zarar tazmini temellerine kadar uzanan altı mesele belirlemiştir.

Yarışma kurallarında olay metnine ilişkin açıklama talebinde bulunulmasına imkân tanıyan bir usule yer verilmediğinden, yarışmacı olay metnindeki belirsizlikleri bizzat yönetmek durumundadır. Bu durumda yarışmacı öncelikle belirsizliğin hangi taraf aleyhine sonuç doğuracağını sormalıdır. Zira kural olarak taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğundan, olay metninin bir olguya ilişkin sessiz kalması ispat yükü altındaki taraf aleyhine sonuç doğurabilecektir. Olay metninin her iki tarafa esas ve usul yönünden olabildiğince eşit imkân tanıyacak şekilde hazırlandığı da unutulmamalıdır. Kanımızca bu sebeple yarışmacı, davasını belirsiz bir olgunun yalnızca kendi lehine olan yorumu üzerine kurmamalı, aynı olgunun karşı tarafça nasıl yorumlanabileceğini de baştan tartışmalıdır.

II. Takım İçinde Çalışma ve Zaman Yönetimi

Çalışmamızın bu başlığında, yarışmacının takım içindeki rolünü, koçuyla ilişkisini ve zamanını nasıl yönetmesi gerektiğini ele alacağız. Görev dağılımının toplantı tutanağında belirlenen meselelere göre yapılması isabetli bir başlangıç noktası teşkil etmektedir. Bununla beraber her yarışmacı, kendisine verilen meselenin ötesinde olay metninin tamamına ve bütün meselelere hâkim olmalı ve kendi meselesini hem davacı hem davalı açısından çalışmalıdır. Zira takımlar hem dava hem cevap dilekçesi sunmakla yükümlü olup duruşmaların ilk etabında her iki tarafı da temsil etmekte, bireysel ödül için ise yarışmacının ilk etapta en az bir kez davacı ve en az bir kez davalı adına duruşmaya katılması aranmaktadır. Takım arkadaşının sunumunu şeytanın avukatı gibi sorgulamak, argümanların zayıf noktalarını erkenden ortaya çıkarmanın etkili bir yoludur. Takım arkadaşı ile yardımlaşmanın duruşmalarda ayrı bir puanlama ölçütü olduğu da unutulmamalıdır.

Yarışmacı, koçundan ve takım arkadaşlarından gelen eleştiriyi kişisel bir değerlendirme olarak değil, argümana yöneltilmiş bir katkı olarak karşılamalı; kendi görüşünü savunurken ise takım arkadaşlarını gerekçeleriyle ikna etmeye çalışmalıdır. Yarışma kuralları avukatların, stajyer avukatların, araştırma görevlilerinin ve öğretim üyelerinin koç olabileceğini ve koçlardan argüman geliştirme konusunda yardım alınabileceğini kabul etmekle beraber, dilekçelerin bizzat takım üyeleri tarafından yazılmasını zorunlu kılmaktadır. Dolayısıyla yarışmacı koçundan yönlendirme ve eleştiri beklemeli, metnin yazımını ise kendisi üstlenmelidir.

Zaman yönetimi bakımından yarışmacı teslim tarihlerinden geriye doğru bir takvim yapmalı ve taslakların gözden geçirilmesine yetecek süreyi baştan ayırmalıdır. Dilekçe yazımı sırasında davayı bir dakikada anlatma alıştırması gibi kısa sözlü çalışmalar yapılabilmekle beraber, ayrıntılı sözlü hazırlığın dilekçelerin tesliminden sonraya bırakılması isabetli olacaktır. Bu aşamada hazırlık yarışmalarına katılmak, kuralların izin verdiği ölçüde başka takımlarla pratik duruşmalar yapmak ve diğer takımların duruşmalarını izlemek de yarışmacıyı beklenmedik sorulara hazırlayacaktır.

III. Dilekçelerin Yazımı

Çalışmamızın bu başlığında, yarışmacının dava ve cevap dilekçelerini yazarken gözetmesi gereken hususları ele alacağız.

A. Dava Dilekçesi

İkna edici bir dava dilekçesinin temelinde açık bir dava teorisi yer almaktadır. Yarışmacı yazıma, her mesele için dava teorisini ve ana noktaları gösteren bir iskelet yapı ile başlamalı; argümanlarını en güçlüsünden başlayarak sıralamalı ve her meseleyi sınırlı sayıda argümanla desteklenen bir önermeyle açmalıdır. Dava teorisi, akıllı bir lise öğrencisinin dahi anlayabileceği bir temayla desteklenmeli ve olgulara dayanan bir hikâye olarak kurgulanmalıdır. Bununla beraber müvekkilin mutlak iyi, karşı tarafın ise mutlak kötü olarak sunulduğu bir anlatı ticari hayatla bağdaşmadığından çekici değildir. Kanımızca yarışmacı hikâyesini olgulara dayanan ve karşı tarafı karikatürleştirmeyen bir anlatı olarak kurmalıdır. Dava teorisini teşkil eden her önerme, dava dilekçesinde yer alması gereken talep ile de bağlantılı olmalıdır. Dava dilekçesinin ilk puanlama ölçütü ileri sürülebilecek iddia ve savlara yer verilmesi olduğundan, yarışmacı toplantı tutanağındaki her meseleyi muhakkak ele almalı, her mesele altında ise yalnızca en güçlü argümanları geliştirmelidir.

Yazım tekniği bakımından yarışmacı, hukukçu olmayan bir okuyucunun dahi metni ikinci kez okumaya ihtiyaç duymadan anlayabileceği bir açıklığı hedeflemeli, üç satırı aşan cümleleri yeniden yazmalı ve başlıkları soru şeklinde değil, “Sözleşme belirli bir tarihte kurulmuştur” gibi sonuç cümlesi şeklinde kurmalıdır. Paragraf düzeyinde ise sonuç, kural, açıklama, analiz ve tekrar sonuçtan oluşan CREAC yapısının kullanılması tavsiye edilmektedir. Yarışmacı kalın, büyük ve altı çizili ibareleri üst üste kullanmaktan da kaçınmalıdır; zira bu kullanım vurguyu güçlendirmek bir yana ortadan kaldırmaktadır. Dilekçelerin yazı karakterinden kenar boşluğuna kadar ayrıntılı şekil kurallarına tâbi olduğu ve bu kurallara uyumun puanlamada dikkate alındığı da gözden kaçırılmamalıdır.

Yarışmacı, hakemlerin zaman kısıtını gözeterek olguları doktrin ve içtihada nazaran öncelikli olarak sunmalı ve ticari açıdan makul sonuçları tercih etmelidir; zira uyuşmazlıklar hukuki otoritelerden ziyade somut olayın koşullarına göre çözülmektedir. Hukukun aleyhe olduğu durumlarda olgulara ve mantığa, olguların aleyhe olduğu durumlarda ise hukuka ağırlık verilmeli; karşı tarafın argümanları ise küçük tutarsızlıkları göz ardı edilerek en güçlü hâlleriyle özetlenmeli ve ancak bundan sonra eleştirilmelidir. Atıflardaki tek bir hata dahi güvenilirliği zedelediğinden yarışmacı atıf yaptığı her sayfayı bizzat kontrol etmeli, kaynakçada atıfların sayfa ve paragraf numaralarını açıkça belirtmeli ve intihalin takımın yarışmadan çıkarılmasına yol açacağını unutmamalıdır. Yarışmacı yapay zekâ araçlarına başvurduğunda bu araçların halüsinasyon kaynaklı hataları karşısında her kaynağı doğrulamalı ve dilekçenin bizzat takım üyelerince yazılması zorunluluğunu gözetmelidir.

B. Cevap Dilekçesi

Cevap dilekçesini yazan yarışmacı, karşı tarafın iddialarına cevap verme zorunluluğu ile kendi davasını ikna edici şekilde sunma ihtiyacı arasında bir denge kurmak durumundadır. Savunmacı bir tutum hiçbir zaman ikna edici olmadığından, yarışmacı cevap dilekçesine en güçlü argümanlarıyla başlamalı ve davacının yapısının kendi yapısını belirlemesine izin vermemelidir. Davacının kritik argümanlarını davacı dilekçesinin ilgili kısmına atıf yaparak çürütmeli, belirsiz argümanları ise dipnotlarda geçiştirmemelidir. Yarışma kuralları davacının dilekçesinde yer almayan ancak yer alması gereken savlara cevap dilekçesinde yer verilmesine izin vermektedir. Bununla beraber yarışmacı varsayımsal ve kusursuz bir davacıya değil, gerçekte ileri sürülen ve ileri sürülmesi makul olarak beklenen iddialara cevap vermelidir. Üslup bakımından ise davacının dilekçesini aşırı eleştirmekten kaçınmalı, zayıf noktalarda kontrollü kabulü yalnızca davanın kazanılması için zorunlu olmayan noktalar bakımından ve bilinçli bir tercih olarak kullanmalıdır.

Sonuç

Çalışmamızda ulaştığımız temel sonuç, GTAY’da başarının yarışmacının her aşamada belirli bir disiplini gözetmesine dayandığıdır. Zira ilk olarak, yarışmacı kuralları ve olay metnini dikkatle okumalı, olay metnini defalarca okuyarak bir kronoloji ve delil envanteri hazırlamalı ve olay metnindeki belirsizlikleri ispat yükü ışığında değerlendirmelidir. İkinci olarak, takım içinde kendi meselesinin ötesinde bütün meselelere hâkim olmalı, her meseleyi her iki taraf açısından çalışmalı, eleştiriye açık olmalı ve dilekçeleri bizzat yazmalıdır. Üçüncü olarak, dilekçelerini olgulara dayanan bir dava teorisi üzerine kurmalı, toplantı tutanağındaki bütün meseleleri kapsamakla beraber yalnızca en güçlü argümanlara yer vermeli ve açık, kısa ve ölçülü bir dille yazmalı; cevap dilekçesini ise savunmacı bir tutumla değil, kendi dava teorisini ortaya koyan bir metin olarak hazırlamalıdır. Dördüncü olarak, sözlü duruşmada sorulara yer bırakan bir sunum hazırlamalı, hakem sorularını ikna için bir davet olarak karşılamalı, ölçülü bir üslubu korumalı ve karşı cevabını karşı tarafın duruşmadaki argümanlarına göre şekillendirmelidir. Son olarak ise hiçbir koşulda olguları veya kaynakları gerçeğe aykırı şekilde sunmamalıdır.

Arabuluculuk aşamasında ise yarışmacıdan beklenen, sulhu her ne pahasına olursa olsun aramak değil, menfaat odaklı bir müzakere yürütmek ve vekil ile müvekkil rollerini uyum içinde canlandırmaktır. Teslim süresine uyulmaması, intihal veya diğer aşamanın olay metnine dayanılması gibi ihlâllerin doğrudan yarışmadan çıkarılma sonucunu doğurduğu da unutulmamalıdır. Her halükârda yarışmada başarının tek bir formüle indirgenemeyeceği ve her yarışmacının bu tavsiyeleri kendi güçlü yönlerine göre uygulaması gerektiği kanaatindeyiz.

Kaynakça

  1. Ahuja NG ve Bhojwani IR, ‘How to Succeed in the Vis Moot: The Moot Alumni Association (MAA) Vis Moot Journey Webinar Series (2022-2023)’ (2024) 28(1) Vindobona Journal of International Commercial Law and Arbitration, 1-25.
  2. Akıncı Z, ‘§ 1. Tahkim Kurumu Açısından Duruşma Psikolojisi’ in Akıncı Z, Tuga U and Arat ŞC (eds), Tahkim Duruşmasının Psikolojisi / The Psychology of the Arbitration Hearing (On İki Levha 2022) 9-17.
  3. Arık ZN, Arık MF, Kaan MT ve Erol ÖF, ‘Yapay Zekâ ve Hukuk: Yapay Zekâ Çağında Yeni Eğitim Paradigmaları ve MootGPT Deneyimi Üzerine Bir İnceleme’ (2025) 3(2) İbn Haldun Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 149-185.
  4. Balkar Bozkurt S, Milletlerarası Ticari Tahkim ve Etik (On İki Levha 2022).
  5. Demirkol B ve Aküzüm U, Türkiye’de Med-Arb (Arabuluculuk-Tahkim) (On İki Levha 2020).
  6. Fisher R, Ury W ve Patton B, Getting to Yes: Negotiating Agreement Without Giving In (3rd edn, Penguin 2011).
  7. Gözler K, Bilimsel Yazma ve Yayınlama: Bir Stil Kılavuzu (2. Bası, Ekin 2023).
  8. Lebovits G, Gewuerz D ve Hunker C, ‘Winning the Moot Court Oral Argument: A Guide for Intramural and Intermural Moot Court Competitors’ (2013) 41(4) Capital University Law Review, 887-948.
  9. Mourre A ve Zuleta E, ‘The IBA Guidelines on Party Representation in International Arbitration’ (2013) 7(2) Dispute Resolution International, 135-158.
  10. Shore L, ‘§ 6. Taraf Vekili Psikolojisi’ (Akgün S tr) in Akıncı Z, Tuga U and Arat ŞC (eds), Tahkim Duruşmasının Psikolojisi / The Psychology of the Arbitration Hearing (On İki Levha 2022) 101-111.
  11. Yıldırım F, ‘Tahkim Yarışmalarının Geleceğin Tahkim Avukatlarına (Hukuk Fakültesi Öğrencilerine) Katkısı -Kısa Bir Değerlendirme-’ in Prof. Dr. O. Gökhan Antalya’ya Meslekte 50. Yıl Armağanı (On İki Levha 2025) 4325-4342.